Sjögren sendromu nedir? Nedenleri, belirtileri ve bitkisel tedavisi

Tükürük bezlerinde oluşan iltihaplanma sonucunda ortaya çıkan sjögren sendromu aynı zamanda gözyaşı üretiminden sorumlu olan bezleri de etkileyen ciddi bir sağlık problemidir. Genç ve orta yaş grubundaki bayanlarda daha sık görülen bu hastalığın en belirgin semptomları ağız kuruluğu, gözlerde yanma ve batma hissidir. Sjögren sendromuna neden olan etkenler hakkında kesin bir bilgi olmasa da bu rahatsızlığın nedeni bağışıklık sisteminde bulunan maddelerin dış salgı bezlerine yapmış olduğu saldırılar şeklinde açıklanmaktadır. Vücudun savunma mekanizmaları tarafından gerçekleştirilen bu saldırılar kontrol altına alınmadığında tükürük ve göz yaşı bezleri başta olmak üzere birçok dış salgı bezinde yapısal bozukluklar meydana gelebilmektedir.

Sjögren Sendromu Nedir?

Göz ve ağızda kuruluk şeklinde kendisini gösteren sjögren sendromu bağışıklık sisteminde meydana gelen bazı fonksiyon bozuklukları sonucunda oluşan bir sağlık problemidir. Sjögren sendromu bayanlarda erkeklere göre yüzde 90 oranında daha yaygın bir şekilde görülmektedir. Bu hastalıkta normal görevleri vücuda giren bakteri, virüs ya da diğer zararlı mikroorganizmaları yok etmek olan beyaz kan hücreleri, vücudun nem ve ısı dengesini sağlayan salgı bezlerini zararlı ajan olarak algılayarak saldırmaktadır. Bunun sonucunda salgı bezlerinin yapısı zarar görür ve bazı işlevsel bozukluklar meydana gelir. Göz yaşı ve tükürük salgılarının üretilememesi sonucunda da boyun ya da yüzün çeşitli bölümlerinde bezeler, cilt kuruluğu, merkezi sinir sistemi bozuklukları, karaciğer rahatsızlıkları, lenfoma, eklem ağrıları ve eklem sertliği gibi bazı sağlık problemleri ortaya çıkabilmektedir.

Sjögren Sendromunun Nedenleri Nelerdir?

Bir çeşit otoimmün hastalığı olan sjögren sendromunun nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Bu hastalıkta bağışıklık sistemi bazı etkilerden dolayı vücutta önemli bir görev üstlenen bezlere saldırmaktadır. Uzmanlar sjögren sendromuna neden olan faktörün genlerdeki bazı kusurlu dizilimlerden kaynaklandığını düşünmektedir. Normalde zararlı organizmalara karşı savaşan antikorlar kusurlu gen nedeniyle görevini yanlış yaparak tükürük ve göz yaşındaki bezlere saldırmaktadır. Bu hastalık kendiliğinden geçmediği için belirtilerin şiddetlenmemesi adına kesinlikle doktor kontrolünde bir tedavi yöntemi uygulanmalıdır.

Sjögren Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Göz yaşı ve tükürük bezlerinde meydana getirdiği olumsuz etkiler nedeniyle kişinin hayatını büyük ölçüde zorlaştıran sjögren sendromunun genel olarak belirtileri aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Ağız kuruluğu ve tat almada güçlük
  • Çiğneme ve yutkunma problemleri
  • Tükürük üretimi kısmen ya da tamamen kesildiği için sürekli su içme isteği
  • Göz kuruluğu, gözlerde kızarıklık, yanma ve batma hissi
  • Mukus birikmesinden dolayı sabah uykudan kalkıldığında gözde çok fazla çapak olması
  • Gözlerin ışığa karşı hassaslaşması
  • İlerleyen evrelerde korneal ülser ve görme problemleri
  • Tükürük bezlerinin şişmesi
  • Bazı durumlarda yüksek ateş ve baş ağrısı
  • Ağız kuruluğundan dolayı oluşan diş ve diş eti problemleri
  • Ağız içinde yanma, kızarıklık ve mantar enfeksiyonları
  • Boğaza bir şey takılmış hissi, kronikleşen öksürük ve ses kısıklığı
  • Burunda kuruluk, burun kanaması ve koku hissinde azalma
  • Bazı vakalarda bronşit, zatürre ve kulak enfeksiyonları
  • Vajina kuruluğu, genital bölgede ağrı ve irritasyon
  • Aşırı stres ve yorgunluk
  • Eklem ağrıları ve iltihapları
  • Kasların güçsüzleşmesi, kas ağrıları ve sertleşmesi
  • Lenf bezlerinde şişlik
  • Deri döküntüleri ve kabızlık

Sjögren Sendromunda Risk Faktörleri Nelerdir?

Bağışıklık sisteminde yaşanan fonksiyonel bozukluklar sonucunda ortaya çıkan ciddi bir sağlık problemi olan sjögren sendromunda risk faktörleri hormonlar ve diğer otoimmün hastalıklar şeklinde iki farklı kategoride toplanabilir.

Hormonlar

Hastalığın bayanlarda erkeklere göre daha yaygın bir şekilde görülmesinin nedeni hormonal farklılıklarla ilgilidir. Uzmanlar bunun nedenini dişilik hormonu olarak bilinen östrojenin bayanlarda erkeklere göre daha fazla oluşuna bağlamaktadır.

Otoimmün Hastalıklar

Romatoid artrit ya da lupus gibi bazı otoimmün kaynaklı sağlık problemleri nedeniyle de sjögren sendromu meydana gelebilmektedir. Bu belirli bir hastalığı bağlı oluştuğu için ikincil sjögren sendromu olarak nitelendirilmektedir.

Sjögren Sendromunun Teşhisi Nasıl Yapılır?

Doktorlar sjögren sendromunun teşhisini yaparken fizik muayene, kan testleri, göz testleri, görüntüleme testleri ve dudak biyopsisi gibi çeşitli uygulamalardan yararlanmaktadır.

Fizik Muayene

Muayene olmaya gidildiğinde öncelikle doktor hastaya birkaç soru sorarak genel durumu hakkında bilgi alır. Bu aşamadan sonra kişinin göz ve ağız içini kontrol ederek semptomların olup olmadığını inceler. Ancak sjögren sendromunda görülen belirtilerin çoğu başka hastalıklarda da olduğu için doktorlar kesin bir şekilde teşhis koyabilmek adına fizik muayeneye ek olarak başka testler de uygulamaktadır.

Kan Testleri

Kişiden alınan kanın laboratuarda incelenmesi sonucunda elde edilen verilere bakılarak aşağıdaki durumlar kontrol edilmektedir.

  • Sjögren sendromunda yaygın bir şekilde görülen antikorların olup olmadığı
  • Farklı tipteki kan hücrelerinin oranları
  • Karaciğer ve böbreklerle ilgili herhangi bir sağlık probleminin varlığı
  • Vücutta iltihap olup olmadığı

Göz Testleri

Göz testleri uygulamasında hasta göz kuruluğu ve kornea yönünden muayene edilmektedir.

Göz Kuruluğu Testi

Schirmer gözyaşı testi olarak adlandırılan bu uygulamayla doktor hastanın göz kuruluğu seviyesi hakkında bilgi edinir. Gözyaşı üretimi ölçülürken öncelikle göz kapağının alt kısmına küçük bir filtre yerleştirilir ve yaklaşık 5 dakika bekledikten sonra ne kadar ıslandığına bakılır.

Kornea Muayenesi

Göz kuruluğu testinin yanında doktor göze korneada oluşan zarın belirginleşmesini sağlayan bir sıvı damlatır. Daha sonra yarık lamba olarak adlandırılan bir cihazla gözü inceleyerek gözyaşı tabakasının konuma bakar. Eğer gözyaşı tabakasının yapısı bozulmuşsa ya da düzensiz bir şekilde bulunuyorsa kişiye sjögren sendromu teşhisi konulabilir.

Görüntüleme Testleri

Sialogram ya da tükürük sintigrafisi gibi bazı görüntüleme testleriyle tükürük bezlerinin fonksiyonel durumu hakkında bilgi edinilebilir. Sialogram testinde tükürük bezlerine bir çeşit boya enjekte edilerek X-ışını altında ilgili bölge izlenir. Bu şekilde hastanın ağzına akan tükürük miktarı hakkında bilgi sahibi olunabilir. Tükürük sintigrafisi yönteminde ise damardan radyoaktif izotop enjekte edilir ve yaklaşık bir saat boyunca bu maddenin tükürük bezlerine ulaşma hızı kontrol edilir.

Dudak Biyopsisi

Dudağın iç kısmından doku örneği alınarak laboratuar ortamında incelenmesi şeklinde uygulanan bu yöntemle inflamatuar hücre yapılanmalarının varlığı tespit edilebilmektedir. İşlem sırasında hastanın herhangi bir ağrı ya da acı hissetmemesi için lokal anestezi yapılmaktadır.

Sjögren Sendromunun Tedavisi Nasıl Yapılır?

Sjögren sendromunda hangi tedavi yönteminin uygulanacağına karar verilirken vücutta belirtilerin görüldüğü yerler dikkate alınmaktadır. İnsanların çoğu çeşitli göz damlalarını kullanarak ve su tüketimini arttırarak ağız ve göz kuruluğunu önleyebilirken bazı kişiler reçeteli ilaçlara hatta cerrahi operasyonlara bile başvurabilmektedir. Sjögren sendromunda ortaya çıkan belirtilere göre doktorlar aşağıdaki bazı ilaçları reçete edebilmektedir.

Göz İltihaplanmasını Önlemek İçin;

Hastada orta dereceli ya da şiddetli göz kuruluğu varsa doktor tarafından siklosporin veya lifıtegrast gibi bazı göz damlaları verilebilmektedir.

Tükürük Üretimini Arttırmak İçin;

Pilokarpin ve cevimeline gibi tükürük ve göz yaşı üretimini arttıran ilaçlar hastaya kullandırılarak salgı bezlerinin işlevselliği arttırılabilmektedir. Ancak bu tür ilaçları kullanmak bazı hassas bünyelerde karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, vücudun çeşitli bölümlerinde kızarıklıklar ve sık sık idrara çıkma gibi bazı yan etkileri bulunmaktadır.

Özel Komplikasyonlar İçin;

Eğer hastada artritle ilgili belirtiler gözlemlenirse nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar reçete edilebilmektedir. Bunun yanında ağız içi ve kenarında oluşan mantar enfeksiyonlarını önlemek amacıyla antifungal ilaçlar verilebilmektedir.

Sistemik Semptomlar İçin;

Sjögren sendromu tedavisinde genellikle sıtma hastalığında önerilen bir ilaç olan Plaquenil de kullanılabilmektedir. Ayrıca antikorları baskılamaya yardımcı olan Trexall gibi bağışıklık düzenleyici bazı ilaçlardan da faydalanılabilmektedir.

Sjögren Sendromuna İyi Gelen Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Sjögren sendromunda oluşan belirtileri azaltmak ve iyileşme sürecine katkı sağlamak amacıyla evde uygulanabilecek bazı bitkisel tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

Göz Kuruluğu İçin Yapılabilecek Uygulamalar

Hindistancevizi Yağı

Kuruluk nedeniyle gözlerde kaşıntı ve batma hissi olduğunda bu durumu önlemek amacıyla kullanılabilecek en ideal ürünlerden birisi organik hindistancevizi yağıdır. Bir miktar hindistancevizi yağını alın ve göz çevrenize hafif dairesel masajlar yaparak sürün. Bu uygulamayı her gece yatmadan önce yaparak etkili sonuçları kısa sürede fark edebilirsiniz.

Keten Tohumu Yağı

Keten tohumu yağı göz kuruluğunu önlemede etkili olan omega 3 yağ asitleri yönünden en zengin gıdalardan birisidir. Her gün düzenli olarak 1 çorba kaşığı keten tohumu yağı tüketmeniz göz kuruluğunu önlemeye yardımcı olacaktır.

Ağız Mantarı İçin Yapılabilecek Uygulamalar

Tarçın yağı mantarlar nedeniyle ağız çevresinde oluşan enfeksiyonları önlemede en etkili ürünlerin başında gelmektedir. Mantarlara bağlı belirtiler görülmeye başladığında limon, bal ve tarçın yağıyla hazırlayacağınız çayı tüketebilirsiniz. Bunun için önceden kaynatmış olduğunuz bir bardak sıcak suyun içerisine bir dilim limon atın ve yaklaşık 4-5 dakika kadar bekleyin. Ardından limon dilimini çıkarın ve bardağa 7 damla tarçın yağı ve 1 tatlı kaşığı bal ilave ettikten sonra hazırladığınız çayı ılık şekilde için. Bu çayı her gün düzenli olarak içtiğinizde ağız içi ve kenarlarında bulunan mantar enfeksiyonları bir süre sonra ortadan kalkacaktır.

Dudak Kuruluğuna İyi Gelen Organik Merhem Tarifi

Bu merhem için ihtiyacınız olan malzemeler;

  • 7 Damla Nane Yağı (Esansiyel)
  • 7 Damla Lavanta Yağı (Esansiyel)
  • 1 Çorba Kaşığı Doğal Balmumu
  • 2 Yemek Kaşığı Karite Yağı (Shea Yağı)
  • 1 Çorba Kaşığı Organik Hindistan Cevizi Yağı

Yapılışı ve Uygulanışı

Öncelikle uygun bir tencerenin ya da cezvenin içerisine balmumu, karite yağı ve hindistancevizi yağını koyun ve kısık ateşte bir süre bekleterek yağların erimesini sağlayın. Yağlar eriyip homojen bir kıvama geldikten sonra tencereyi ocaktan alın ve içerisine lavanta ve nane yağlarını da ilave ederek bütün yağları birbiriyle özdeşleşinceye kadar karıştırın. Karıştırma işleminin ardından hiç vakit kaybetmeden yağ karışımını dudak kremi kabına ya da uygun bir saklama kabının içerisine koyun.

Bu aşamada yağlar soğudukça katılaşacağı için hızlı davranmanız oldukça önemlidir. Merhemi kabın içerisine koyduktan sonra giderek sertleşmeye başlayacaktır. Bu merhemi dudaklarınız kuruduğunda ya da kurumadan önce sürerek etkili bir koruma sağlayabilirsiniz. Her gün düzenli olarak kullandığınızda içeriğindeki faydalı vitamin ve mineraller hem dudağınızı besleyecek hem de kaybolan nemini geri kazandıracaktır.

loading...
İlgili Haberler

Veri politikasındaki amaçlarla mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Tamam