Akdeniz anemisi belirtileri neler, kimlerde görülür, bulaşır mı?

Tıp dilinde talasemi olarak adlandırılan Akdeniz anemisi çoğunlukla Akdeniz bölgesinde görülen kalıtsal bir kan hastalığıdır. Kişinin anne ya da babasında bu hastalığın görülmesi veya ebeveynlerinden herhangi birisinin hastalık etkeni geni taşıyor olması talasemi hastalığının varlığı için yeterlidir.

Akdeniz Anemisi Belirtileri Neler, Kimlerde Görülür, Bulaşır mı? – Akdeniz anemisi beta talasemi majör ve alfa talasemi majör olmak üzere iki farklı türdür. Bunlardan beta talasemi majör kişide iştahsızlık, aşırı sinir, cildin matlaşması ve büyüme hormonlarında işlevsel bozukluklar gibi belirtilere neden olan ciddi bir sağlık problemidir. Bu tür talaseminin tedavisinde kan nakli ve çeşitli ilaç tedavileri kullanılmaktadır. Alfa talasemi majör ise bebek anne karnındayken gelişen anemi nedeniyle ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Bu hastalığa yakalanan bebeği karnında taşıyan anne gebelik süresince ve doğum sırasında çeşitli sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu yönüyle oldukça tehlikeli bir rahatsızlık olan alfa talasemi majör hastalığına sahip bireyler hayatları boyunda her ay düzenli olarak kan nakli yaptırmak zorundadır.

Akdeniz Anemisi Nedir?

Akdeniz anemisi, vücudumuzdaki hücrelere ve dokulara oksijen taşınmasında görev alan alyuvarlardaki protein molekülleri olan hemoglobinlerin üretiminde aksaklıklara neden kalıtsal bir kan hastalığıdır. Genellikle anne ya da babadan geçen bu kalıtsal hastalıkta alyuvarlar ciddi derecede deformasyona uğradığı için anemi meydana gelmektedir. Uzmanlar bu sorunun oluşmasındaki temel nedenin karşılıklı etkileşim halinde bulunan genlerden bazılarının eksikliği ya da genetik mutasyon olduğunu düşünmektedir. Diğer adıyla talasemi olarak da bilinen Akdeniz anemisinin alfa talasemi ve beta talasemi olmak üzere iki farklı çeşidi vardır. Ayrıca talasemi türleri de kendi içinde farklı alt kategorilere ayrılmaktadır.Hafif dereceli talasemi hastaları çoğunlukla tedaviye gerek kalmadan günlük hayatlarına devam edebilirken ciddi dereceli vakalarda kişiye düzenli olarak kan nakli yapılmalıdır. Bunun yanında vücut direncini arttırmak için kişiye özel diyet ve egzersiz programı da verilebilmektedir.

Akdeniz Anemisi Kimlerde Görülür?

Talaseminin en yaygın görüldüğü coğrafya Orta Doğu, Asya, Yunanistan, Afrika ve Türkiye gibi Akdeniz bölgesinde bulunan ülkelerdir. Hastalığın bu bölgede yaşayan insanlarda neden daha sık görüldüğüne dair kesin bir bilgi olmamakla birlikte bundaki temel etkenin iklim olduğu düşünülmektedir. Ancak Akdeniz anemisi hastalığı genlerle aktarılan kalıtsal bir rahatsızlık olduğu için bu varsayımın doğruluğu tam olarak kanıtlanabilmiş değildir.

Akdeniz Anemisinde Taşıyıcılık Var Mıdır?

İnsanlarda herhangi bir özelliğe ait genler biri anneden biri babadan olmak üzere toplamda iki tanedir. Beta talasemi hastalığında anne ve babadan gelen globin geni normal olduğunda bebek sağlıklı doğar. Ancak genlerden herhangi birisinde globinle ilgili işlevsel bozukluk olursa bebek taşıyıcı, her ikisinde de bozukluk varsa da bebek talasemi hastası olarak dünyaya gelir. Akdeniz anemisi hastalığında taşıyıcı olan bireyler genellikle kansızlık sebebiyle veya tesadüfen yaptırdıkları testler sonucunda hastalıklarının farkına varmaktadır. Hastalık etkeni geni taşıyan kişilerde hafif kansızlık görülürken talasemi hastalarında kansızlık oranı daha ciddi boyutlardadır.

Akdeniz Anemisi Bulaşır Mı?

Hemoglobin adlı yapının oluşumundaki hata nedeniyle ortaya çıkan Akdeniz anemisi bebeğe anne ve babasından Beta talasemi adlı genin gelmesi sonucunda oluşan kalıtsal bir hastalıktır. Hastalık kişiye irsi olarak geçtiği için talaseminin bütün türlerinin dışarından bulaşarak yayılma olasılığı yoktur.

Akdeniz Anemisi Belirtileri Nelerdir?

Akdeniz anemisi cilt renginde solgunluk, halsizlik, baş dönmesi ve ani hareketlerde göz kararması gibi bazı belirtilerden dolayı genellikle demir eksikliğine benzetilmektedir. Eğer hastalığın teşhis aşaması düzgün bir şekilde yapılmazsa çocuğun ilerleyen yaşlarında karaciğer hastalıkları, büyüme geriliği, kansızlık, safra kesesi taşları, sarılık, dalak büyümesi, vücudun çeşitli bölümlerinde şişlik ve yüz kemiklerinin belirginleşmesi gibi bazı semptomlara rastlanabilir. Ayrıca alfa talasemi majör vakalarında ölü doğum görülebilirken beta talasemi majörde ölüm riski yoktur. Bunların dışında Akdeniz anemisinde görülen diğer belirtiler genel olarak aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

Akdeniz anemisi belirtileri;

  • İdrarda zorlanma ve koyu idrar
  • Yüz kemiklerinde deformasyonlar
  • Bedensel ve zihinsel gelişmede aksaklıklar
  • Halsizlik, çabuk yorulma ve sürekli uyuma isteği
  • Sarı ve soluk cilt rengi
  • Bacağın çeşitli bölümlerinde yara
  • Derinin kalınlaşması
  • Baş dönmesi ve göz kararması Akdeniz anemisi belirtileri arasındadır.

Akdeniz Anemisi Teşhisi Nasıl Yapılır?

Akdeniz anemisiyle doğan bebekler genellikle iki yaşlarına geldiklerinde Akdeniz anemisi belirtileri göstermeye başlarlar. Çocuğun doktor tarafından muayenesi sırasında talasemi varlığından şüphelenilirse kesin teşhis için kan testleri yapılmaktadır. Kan testinde kişiden kan örneği alınarak laboratuarda detaylı bir şekilde inceleme yapılır. Mikroskop altında alyuvarlarda herhangi bir deformasyon olup olmadığına bakılır. Eğer herhangi bir anormalliğe rastlanırsa bu hücrelere hemoglobin elektroforezi testi uygulanarak anormallik olan moleküller tanımlanmaktadır. Ayrıca çocuğun derisinde solukluk, yaşıtlarına göre büyümesinde gerilik ve yaptığı aktiviteler sırasında çabuk yorulma gibi belirtiler görülürse kesinlikle doktor muayenesinden geçmesi gerekir.

Akdeniz Anemisinin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Akdeniz anemisi hastalığıyla dünyaya gelen bir kişinin vücut fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için ömür boyu her ay düzenli olarak kan nakli yapılması gerekmektedir. Yapılan kan desteğiyle hastanın hemoglobin seviyesinin 9,5 g/dl’nin üzerinde tutulması sağlanır. Hemoglobin seviyesi bu şekilde kontrol altında tutulurken dışarıdan enjekte edilen kan transfüzyonları bir süre sonra kişinin vücudunda aşırı miktarda demir birikmesine neden olabilmektedir. Bunun sonucunda da hastada tiroid, karaciğer, dalak, pankreas, kalp ve damar rahatsızlıkları meydana gelebilmektedir.

İlerleyen evrelerde de kalp yetmezliği, hormon bozuklukları, gelişme geriliği ve şeker hastalığı gibi durumlar oluşabilmektedir. Bu tür sağlık problemlerini önleyebilmek adına hastalara haftada beş gün düzenli olarak deri altı infüzyonu ile 8-12 saat boyunca desferrioksamin adlı ilaç verilmektedir. Bunun yanında Akdeniz anemisinde ağızdan alınan hap şeklindeki ilaçlar da doktorlar tarafından reçete edilebilmektedir. Bu uygulama hastanın günlük hayatını daha aktif bir şekilde yaşayabilmesine olanak tanımaktadır.

Akdeniz anemisi hastalığının majör vakalarında çoğunlukla folat takviyesi ya da kan transfüzyonları uygulanmaktadır. Kişiye kan desteği verildiğinde ekstra demir takviyesine gerek kalmaz. Eğer fazladan demir takviyesi de yapılacak olursa bu vücutta demir birikimine neden olarak çeşitli sağlık problemleri meydana getirebilir. Ayrıca çocuk yaştaki hastalar başta olmak üzere bazı kişilere kemik iliği nakli de uygulanarak büyük ölçüde iyileşme sağlanabilmektedir. Bu tür tedavi uygulamalarının yetersiz kaldığı durumlarda ise son çare olarak cerrahi operasyonla hastanın dalak ya da safra kesesi alınmaktadır.

Akdeniz Anemisinde Hangi Besinler Tüketilmelidir?

Akdeniz anemisi hastalığına ait genleri taşıyıcı bireylerde çoğunlukla günlük yaşamı etkileyemeyecek derecede hafif belirtiler görüldüğü için tedaviye gerek kalmaz. Ancak hastalığın ağır yaşandığı durumlarda kesinlikle bazı tedavi yöntemleri uygulanarak yaşam standardı arttırılmalıdır.

Akdeniz anemisinde tedavi sürecine katkı sağlayan ve semptomların azalmasına yardımcı olan bitkilerin başında atkuyruğu, lahana, kekik, tere, fesleğen, karabiber, oğul otu ve maydanoz gelmektedir. Akyuvarlarda hemoglobin üretimini desteklemek amacıyla yağsız yoğurt, istiridye, balık yumurtası, mercimek, soya fasulyesi, kuru erik, zeytin, çilek, susam, havuç, domates ve yaban mersini gibi gıdalardan da bol miktarda tüketilmelidir. Bunun yanında anemiye neden olan başlıca etken B12 eksikliği olduğu için kişinin mutlaka B12 takviyesi alması gerekir. Ayrıca hastaların kırmızı kan hücresi yapımını arttıran folik asit ve kemiklerin güçlenmesine yardımcı olan kalsiyum ve D vitamini yönünden de zengin beslenmesi gerekir.

Akdeniz Anemisine İyi Gelen Bitkisel Tedavi Uygulamaları

Akdeniz anemisi hastaları tedavi uygulamaları ve beslenme düzenlerine dikkat etmelerinin yanında kansızlığı önlemek amacıyla aşağıdaki bazı bitkisel tedavi yöntemlerini de yapabilirler.

Oğul Otu

Bir litre kaynamış içme suyunun içerisine iki çorba kaşığı oğul otu konulur ve birkaç dakika daha kaynatıldıktan sonra demlenmeye bırakılır. Oğul otu çayından sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 çay bardağı içilir.

Isırgan Otu

Taze ya da kurutulmuş ısırgan otunu küçük parçalar haline getirin ve bir litre suyun içerisine koyun. Bu suyu kaynattıktan sonra posasını süzerek ısırgan özlü suyu ayrı bir kaba alın. Bu sudan sabah ve akşam olmak üzere günde 2 bardak içildiğinde vücudun kan üretimi büyük ölçüde desteklenmektedir.

Kırmızı Kantaron

2 çay kaşığı kırmızı kantaronu uygun bir kaba alın ve üzerine 2 su bardağı kaynar su ilave edin. Bu şekilde soğuyuncaya demlenmeye bırakın ve posasını süzdükten sonra her gün aç karnına için.

Ispanak ve Maydanoz

Ispanak ve maydanozları güzelce yıkadıktan sonra bir tencere suyun içerisinde kaynatın. Malzemeler özlerini suya bıraktıktan sonra tenceredeki posayı süzün ve elde ettiğiniz sudan sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 çay bardağı için.

Kuru Üzüm ve Kına

2 su bardağı siyah kuru üzüm ve 1 çorba kaşığı kınayı tencereye koyduktan sonra üzerine 1 litre içme suyu ekleyin. Karışımı kısık ateşte kaynattıktan sonra posasını süzün ve her yemekten sonra yarım çay bardağı için.

loading...
İlgili Haberler

Veri politikasındaki amaçlarla mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Tamam