Haberler

Önümüzdeki iki hafta çok kritik! Tedbirlere uyulmazsa 14 günlük kapatma kapıda

İnsanlık, Covid-19 virüsünün neden olduğu pandemi sürecinden iyice bunaldı. Ülkemiz ise vaka sayısının maalesef rekor seviyede görüldüğü ülkeler arasında yer alıyor. Ülkemizde görülen vaka sayılarıyla ilgili görüşlerini belirten uzmanlar ise şu an yürürlükte olan önlemlere uyulmadığı takdirde 14 günlük kapanmanın kapıda olduğunu ifade ederek ve köprüden önce son çıkış benzetmesini yaparak vatandaşları uyarıyor. Bilimsel veriler ışığında çizilen yol haritası salgının nasıl bir seyir izleyeceğine dair öngörüler edinilmesini sağlıyor. Özellikle Aralık ayının ikinci yarısından itibaren İstanbul başta olmak üzere toplumsal bağışıklık devreye girince yılbaşından sonra bazı şehirlerde salgının yayılım hızı duraklayarak inişe geçecek. Bu da vaka sayısında ibrenin aşağı dönmesi anlamına geliyor.

Tek Çare Tedbirlere Uyulması

Covid-19 virüsü salgınında vaka sayısındaki artışın yanı sıra ağır hasta sayısının da artması korku ve panik ortamına neden olarak ‘Şimdi ne olacak?’ sorusunun gündeme gelmesine neden olmuştu. Ülkemizdeki Covid-19 pandemi süreciyle ilgili görüşlerini belirten Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Enfeksiyon ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Aydın, “Şu an içerisinde bulunduğumuz durumu ‘köprüden önce son çıkış’ olarak tabir edebiliriz. Günlük vaka sayısının rekor seviyelerde arttığı son dönemde en önemli husus tedbirlere uymaktır. Covid-19 virüsü salgınıyla mücadelede şu an uygulanan tedbirler, tam kapanma öncesindeki son hamledir. Bu hamlede vaka sayılarını aşağı çekmezse 14 günlük tam kapanma ciddi bir şekilde gündeme gelebilir.” dedi.

Kafe ve Restoranların Kapatılması En Ciddi Tedbir

Şu an uygulanan tedbirler arasında kafe ve restoranların faaliyetlerine geçici bir süreyle ara verilmesi tedbirinin en ciddi ve önemli tedbir olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aydın, “Bu tür işletmeler insanların kümelenerek oturmasına imkan sağlıyor. Ayrıca bu tür mekanlara 17-35 yaş grubu insanlar daha ağırlıklı gidiyor. Bu da bulaşın yayılmasında etkili oluyor. Buralardan yayılan virüsün bedelini ise en fazla 65 yaş ve üstü ödüyor. Bu tür işletmelerin kapatılmasıyla bu risk ortadan kaldırıldı. Ayrıca gece ve hafta sonu kısıtlamaları da virüsün yayılmasının engellenmesinde en önemli kısıtlamalar arasında yer alıyor.” ifadelerine yer verdi.

Aile İçerisindeki Bulaşın Önüne Geçilmeli

Covid-19 virüsü salgınındaki en önemli sorunun aile içerisindeki bulaşın engellenmesi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, “Aile içerisinde bulaş riski, aile bireylerinden birine Covid-19 virüsü enfekte olduğu zaman o aile bireyinin virüsü ister istemez dışarıdan evin içerisine getirmesidir. Bu durumda aile bireyleri ciddi risk altına giriyor. Ayrıca kuşaklararası buluşmalar bu riskin kapsamını genişletiyor. Bu riskin önüne geçebilmek için kısıtlamaların bir fırsata dönüştürülerek kuşaklararası bir araya gelmelere son verilmelidir. Bu riske yönelik kamusal bir yaptırım uygulanamıyor. Bu nedenle de aile içi sorumluluk bilinciyle bu risk ortadan kaldırılabilir. Büyük şehirlerde salgının yayılım hızını düşürmek için uygulanan kamusal tedbirlere kesinlikle bireysel tedbirlerin eşlik etmesi gerekiyor.” diye konuştu.

Aralık Ayının İkinci Yarısında Sürü Bağışıklığı Devreye Girebilir

Aralık ayının ikinci yarısı itibariyle İstanbul ilimiz başta olmak üzere sürü bağışıklığının yani toplumsal bağışıklığın devreye girmesinin tahmin edildiğine değinen Prof. Dr. Kemalettin Aydın, “Sürü bağışıklığı, toplumun yarıya yakın bir kesiminin Covid-19 virüsüyle karşılaşması ya da Covid-19 virüsünün enfekte olması anlamına geliyor ki bu da Covid-19 virüsünün yayılım hızını belirli şehirlerde azaltacaktır. Şu an uygulanan kısıtlama tedbirleri, toplumun virüse karşı bağışıklık kazanması ve Covid-19 virüsü aşısıyla birlikte yılbaşından sonra İstanbul, Bursa, Ankara, Kocaeli ve İzmir illerimizde salgının hızının duraklaması ve aşağı doğru inişe geçmesi bekleniyor.” şeklinde konuştu.

Her İkisi Bir Arada Uygulanmalı

Pandeminin ortaya çıktığı ilk günden 1 Haziran tarihine kadar olan süreçte ‘Hayat Eve Sığar’ diyerek evlerimizde vakit geçirmeye çalıştığımızı, 1 Haziran’dan itibaren de ‘kontrollü sosyal yaşam’ diyerek yeni sosyal yaşama adapte olup yaşamlarımızı sürdürdüğümüzü ifade eden Prof. Dr. Aydın, “Gelinen bu aşamada her ikisinin de bir arada uygulanması gereksinimi ortaya çıkıyor. Şu an toplam vaka sayısından daha fazla hasta ve ağır hasta sayısına odaklanmış haldeyiz. Bu ikisinin kontrol altına alınması içinde bugünlerde 32 bin civarında seyreden vaka sayısının düşmesine ihtiyaç var.” dedi.

Aşının Milliyeti Olmaz

Aşı ile ilgilide görüşlerini açıklayan Prof. Dr. Aydın, “Vatandaşlarımız, devletimizin onay verdiği bütün aşıları gönül rahatlığıyla vurdurabilirler. Bu noktada aşının üretildiği coğrafya ileri sürülerek aşı milliyetçiliği yapılmamalıdır. Aşının ve sağlığın milliyeti olmaz. Ülkemizin tedarik ettiği ve vatandaşlarımızın hiçbir ücret ödemeden istifade edebileceği bütün aşıların vurdurulabileceğini düşünüyorum. Bende Çin’den getirtilen aşıyı vurduran gönüllüler arasında yer almaktayım.” ifadelerine yer verdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu