Haberler

Kış mevsimi koronavirüs salgınında ölü sayısını ciddi sayıda yükseltebilir!

Koronavirüs salgınında toplumsal bağışıklık henüz yeterli seviyeye ulaşmadı. Bu da salgında ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Kış mevsiminin soğuk geçecek aylarında çok ciddi enfeksiyon riski, daha fazla hastalanan insan, tüm bunlarla bağlantılı olarak daha yüksek ölümler ile karşılaşabiliriz. Bu konuda en büyük temennimiz yanılmamız olsa da istatistiklerin gösterdiği tablo budur.” dedi.

Ölümler Yüzde 80 Artabilir

ABD’li araştırmacılar tarafından Covid-19 virüsü enfekte olan vakalarda görülen ölümlerin önümüzdeki şubat ayına kadar yaklaşık yüzde 80 artacağını öngören bir model hazırlandı. Bu model incelendiği zaman şubat ayına kadar Covid-19 vakalarında 171 bin daha fazla ölümün yaşanabileceği görülüyor.

Ülkemizde görülen vaka sayılarında artış yaşandığı bir dönemde ikinci dalganın kış mevsiminde yaşanıp yaşanmayacağı sorusuna yanıt veren Prof. Dr. Abdullah Sayıner, salgın sürecinde çok zor geçecek bir kışın bizi beklediğini söyledi. Ayrıca koronavirüsü yok edecek etkili bir tedavi yönteminin daha bulunamadığına değinen Türk Toraks Derneği Klinik Sorunlar Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Uzun’da, “Covid-19 vakalarında yaşanan ölümlerin en önemli nedeni akciğerlerdeki pıhtılaşmadır. Bu hayatını kaybeden vakalar üzerinde yapılan otopsi çalışmalarında da tespit edilmiştir.” dedi.

Zor Bir Kış Geçireceğiz

Herkesin zor bir kış geçireceğini belirten Prof. Dr. Abdullah Sayıner, “Önümüzdeki kış mevsiminin zorlu geçeceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Toplum, Covid-19 virüsüne karşı yeterli seviyede bir bağışıklık kazanmadı. Bu durumda çok ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ağustos ve Eylül aylarında bu tehdit çok net olarak yaşandı. Bayram ve bayram sonrasında insanların çok daha fazla tatile gitme eğiliminde olması, verilen çok kolay krediler, buna herhangi bir sınırlana getirilmemesi, büyük mitingler gibi etkinliklerle insanların yoğun olarak bir arada bulunmasından dolayı Ağustos başından Eylül ortasına kadar vaka sayısında kayda değer artışlar yaşandı.

Ortadaki bu ciddi tehdit Sağlık Bakanı tarafından bir söyleşide de dile getirildi. Bu bir buçuk aylık süreç vaka sayılarında çok ciddi artışlara neden oldu. Daha sonra herkes yavaş yavaş evlerine dönmeye başladı. Bu da daha dikkatli davranmayı beraberinde getirdi. Şu anda vaka sayıları o döneme göre daha düşük seviyede seyrediyor. Ancak havalar güzel olduğundan insanlar henüz evlerine kapanmadı. Havaların gittikçe soğumasıyla ve yağmurların başlamasıyla birlikte kapalı alanlarda geçirilen sürede artış olacak.

İkinci bir tehdit ise solunum yolu virüslerinin güneşli havalardansa soğuk havalarda daha etkili olmasıdır. Bu koronavirüsün yanı sıra influenza virüs ve diğer solunum virüslerinde de böyledir. Bu nedenle de önümüzdeki kış mevsiminde enfeksiyon riski ve hastalanan insan sayısında ciddi bir artış olacak ve bu da ölüm sayılarını doğal olarak yükseltecektir. Bu konuda yanılmayı çok umuyoruz ama istatistikler böyle diyor.” ifadelerine yer verdi.

Bazı İnsanlarda Hafif Seyreden Virüs, Bazı İnsanları Neden Öldürüyor?

Virüsün bazı insanlarda hafif seyretse de bazı insanları neden öldürdüğüne dair soruya yanıt veren Prof. Dr. Oğuz Uzun, “Bu sorunun yanıtını bilim insanları henüz tam manasıyla bulamadı. Koronavirüsün vücutta hastalık yaratma gücü, hastanın vücudundaki virüs yüküne, vakanın bağışıklık sisteminin hastalığa verdiği yanıta ve virüs enfekte olan vakanın akciğer ve kalp gibi organlarının rezervlerine göre değişebilmektedir. Yaşlılar, sigara içenler, kardiyovasküler hastalar, kronik akciğer rahatsızlığı olanlar, diyabet, hipertansiyon, kanser, obezite gibi rahatsızlıklar, koronavirüs enfekte olan vakada ölüm riskini artırmaktadır. Ancak bu risk faktörlerinin olmadığı vakalarda virüs hafif seyredecek diye bir koşul kesinlikle bulunmuyor.” diye konuştu.

Ani Ölümlerin Önlenmesinde Erken Tanı Önemli

Bazı durumların akciğerde embolisi riskini artırdığını söyleyen Prof. Dr. Uzun, “Uzun süreli yatak istirahati, son bir iki ay içerisinde geçirilen operasyon, 4 saati geçen seyahat, doğum kontrol hapı kullanılması, hormonal tedavi görülmesi, gebelik, şişmanlık, travma, kanı pıhtılaştıran genetik rahatsızlıklar, kalp yetmezliği ve kanser akciğerde embolisi riskini artırır. Şu bilinmelidir ki hareketsiz kalınan her sürede akciğerde embolisi riski artmaktadır.

Akciğerin embolisi oluşan bölümündeki dokuda kan akımı olmadığı için hasar meydana gelir ve kandaki oksijen seviyesi düşer. Vücut yeterli seviye de oksijen alamayınca da diğer organlarda da hasar oluşma riski artar. Kalp akciğere kan pompalayamayınca ritim bozukluğu ve kalpte yetersizlik rahatsızlığı yaşanır. Akciğer damarlarındaki tansiyon yükselir. Embolisi rahatsızlığının hayati tehlike oluşturup oluşturmaması tıkanan damarların çokluğu ve büyüklüğü ile ilişkilidir. Tanısı erken konulmadığı takdirde erken ölümler yaşanabilir. Ama vakaların önemli bir kısmında tedavisi mümkün olan küçük tıkanmalarla karşılaşılmaktadır.” şeklinde konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu