Koronavirüs pandemisinin resmi olarak sona ermesinin ardından, 2025 yazında küresel çapta vaka sayılarında dikkat çekici bir yükseliş yaşanmaya başladı. Özellikle ABD başta olmak üzere birçok ülkede, COVID-19’un Omicron soyundan türeyen yeni alt varyantları Stratus (XFG) ve Nimbus (NB.1.8.1) nedeniyle hastanelere ve özellikle acil servislere başvurular hızla artıyor. Türkiye’de resmi vaka verileri şeffaf bir şekilde paylaşılmasa da, sahadaki uzmanlar artan Acil Servis Yoğunluğunun temelinde bu varyantların yattığını belirtiyor.
Sağlık yetkilileri, yeni varyantların yol açtığı belirtilerin, mevsimsel grip veya alerji ile kolaylıkla karıştırılabileceği konusunda toplumu uyarıyor. Bu durum, hastaların doğru zamanda doğru tanıya ulaşmasını zorlaştırarak, semptomları ağırlaşanların doğrudan acil servislere yönelmesine neden oluyor.
Küresel ve Ulusal Boyutta Acil Servis Yoğunluğu Artışı
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, 2025 yazında 19 eyalette atık sulardaki COVID-19 viral yükü “yüksek” veya “çok yüksek” seviyelere ulaştı. Nevada, Utah, Connecticut ve Delaware gibi eyaletler bu artışın en belirgin olduğu bölgeler oldu. Dünya genelinde de pozitiflik oranları yükseliyor: Mayıs 2025’te yüzde 11 olan pozitiflik oranı, Temmuz’da yüzde 12’ye çıktı. Bu artış, tüm dünyada Acil Servis Yoğunluğuna doğrudan etki ediyor. ABD’de bile, her 100 acil servis başvurusundan 1-2’sinde COVID-19 tespit ediliyor.
Türkiye’de ise durum farklı bir boyutta ele alınıyor. Pandemi döneminde hizmet veren özel test merkezleri ve pandemi polikliniklerinin kapanmasıyla, COVID-19 şüphesi taşıyan hastaların gidebilecekleri ilk ve tek kapı, doğrudan acil servisler haline geldi.
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Soysal ve Acil Servis Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Alpar, bu durumun Acil Servis Yoğunluğunu gereksiz yere artırdığını ve diğer acil hastaların tedavi süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Dr. Alpar, “Pandemi polikliniklerinin kapanmasıyla COVID-19 hastaları için bir boşluk oluştu. Bu hastalar, test ve tanı için acil servislere yöneliyor, bu da mevcut Acil Servis Yoğunluğunu katlıyor,” uyarısında bulunuyor. Bu tablo, sağlık sisteminin yeni normale adaptasyonunda hala eksikler olduğunu gösteriyor.
Stratus ve Nimbus: Yeni Varyantlar Neden Farklı?
2025 yılında hakimiyet kurmaya başlayan Stratus (XFG) ve Nimbus (NB.1.8.1), Omicron soyundan türeyen ve virüsün bağışıklıktan kaçma yeteneğini artıran mutasyonlar taşıyor.
Stratus (XFG): Bağışıklıktan Kaçan Varyant
İlk kez 2025 yılının başlarında Güneydoğu Asya’da tespit edilen Stratus, kısa sürede 38 ülkeye yayılmasıyla dikkat çekti ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından “izlenen varyant” olarak sınıflandırıldı.
- Belirtiler: Stratus varyantı genellikle boğaz kaşıntısı, ses kısıklığı ve hafif ateş gibi semptomlar gösteriyor. Bu hafif seyir, hastaların semptomları kolayca alerji veya soğuk algınlığı ile karıştırmasına yol açıyor.
- Özellik: Stony Brook Medicine’in verilerine göre, özellikle aşılı bireylerde vakaların çoğu hafif seyretse de, Stratus’un mevcut antikorlardan kaçabilme kapasitesi, onun önceki baskın varyant olan Nimbus’un önüne geçmesine neden oldu.
Nimbus (NB.1.8.1): Jilet Gibi Boğaz Ağrısı
Nimbus varyantı ise halk arasında “jilet gibi boğaz ağrısı” tabiriyle tanımlanan belirgin semptomlarıyla öne çıktı.
- Belirtiler: Yüksek ateş, halsizlik, boğaz batması ve boyun lenflerinde şişlik gibi daha şiddetli üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları gösteriyor.
- Özellik: Hücrelere bağlanma yeteneği güçlü ve yayılım hızı yüksek olan Nimbus, özellikle aşılanmamış veya risk grubundaki bireyler için hala ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Semptomlar ve Acil Servis Yoğunluğu Arasındaki İlişki
Uzmanlar, artan Acil Servis Yoğunluğunun önlenmesi için semptomların doğru yorumlanmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor. COVID-19 vakalarının çoğu, grip ve diğer mevsimsel solunum yolu enfeksiyonlarıyla büyük benzerlik gösteriyor. En sık rastlanan ortak semptomlar şunlardır:
- Burun akıntısı ve tıkanıklığı
- Öksürük ve boğaz ağrısı
- Halsizlik ve kas ağrıları
- Ateş veya titreme
- Hapşırma ve nefes darlığı
- Mide bulantısı, ishal ve kusma
- Bazı vakalarda hala tat ve koku kaybı görülebiliyor.
Dr. Alpar, bu benzerlik nedeniyle kesin tanı için PCR veya antijen testlerinin şart olduğunu vurguluyor. Test politikalarındaki değişiklikler, semptom gösteren kişilerin çoğunun evde antijen testlerine yönelmesine neden oldu. Ancak bu testlerin negatif çıkması, semptomların ciddiyeti arttığında paniği derinleştirerek hastaları yine acil servislere itiyor ve Acil Servis Yoğunluğunu tetikliyor.
Korunma ve İzolasyon Tavsiyeleri
Acil Servis Yoğunluğunu azaltmanın ve virüsün yayılımını yavaşlatmanın en etkili yolu, semptomu olan kişilerin sosyal temaslarını sınırlaması ve izolasyon kurallarına uymasıdır. Sağlık yetkilileri, özellikle risk grupları ve yaşlılarla teması olan bireylerin, hafif semptomlarda bile test yapmalarını ve sonuç pozitif ise kendilerini izole etmelerini şiddetle tavsiye ediyor.
Bu süreçte, Türkiye’deki hastane yönetimlerinin, Acil Servis Yoğunluğunu kontrol altına almak için eski pandemi polikliniklerini yeniden devreye alması veya test/tanı süreçlerini acil servis dışına taşıyacak mekanizmalar geliştirmesi gerektiği, uzmanlar tarafından sıkça dile getirilen bir çözüm önerisi olarak öne çıkıyor.
